Bilinen tarihiyle 1000 yıllık Oğuz yurdu olan Anadolu coğrafyasında zaman şeridi içersinde pek çok ayaklanma ve isyan hareketleri görülmüştür. Bu ayaklanmalar; mezhep, taht, etnik, aşiret kavgaları vs şekillerde sübut bulurken şu an Türkiye’yi ilgilendiren kürt ayaklanmalarına kısaca değinmekte fayda vardır.
Kürt denilen etnik iptidai topluluğun esas vatanı İran’dır; ve bu Kürtler ne bir medeniyet inkişafına ne de devlet kurma yeteneğine sahiplerdir; fakat Türk tarihinin trajik dönemine delalet eden Yavuz Sultan Selim-Şah İsmail (Osmanlı-Safevi) mücadelesinden sonra Kürtlerin Türkiye’ye hızla göç ettiğini tarihi vesikalar kaydetmektedir. İdris-i Bitlis-i denilen kurnaz kürt, Sultan Selim’in aklını çelmeyi başarmıştır ve kürtleri Anadolu’ya çekmiştir. Anadolu’dan Safevi’ye göç eden Alevi-Türkmen boylarının bıraktığı şehir ve köylere pek çok barbar (sunni-şafi) cahil kürt aşiretleri yerleşmiştir; bu sayede medenileşme ve şehirleşme hayatına adım atmışladır.
Osmanlı İmparatorluğunda 19. yy’dan başlayarak, kısaca kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet dönemine kadar süren belli başlı kürt ayaklanmaları kronolojik olarak şulardır:
KÜRT İSYANLARI:
# 1806, Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanı
# 1833-1837, Mir Muhammed (Soran) İsyanı
# 1838 1. Han Mahmud İsyanı
# 1842 - 1847 2. Han Mahmud İsyanı (son döneminde Bedirhan Beyle ittifaken)
# 1843-1847 Bedir Han İsyanı
# 1855, Yazhan Şer İsyanı
# 1878-1881, Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı
# 1919-22, Simko (Ismail Ağa) İsyanı
# 11 Mayıs 1919, Ali Batı İsyanı
# 21 Mayıs 1919, Mahmut Berzenci İsyanı
# 6 Mart 1921, Koçgiri İsyanı
# 4 Eylül 1924, Beytüşşebab İsyanı
# 13 Şubat 1925, Şeyh Said İsyanı
# 10 Haziran 1925, Nehri İsyanı
# 7 Ağustos 1925, Reşkotan-Raman İsyanı
# Kasım 1925, 1. Sason İsyanı
# 16 Mayıs 1926, 1. Ağrı İsyanı
# 21 Ocak 1926, Hazro İsyanı
# 7 Ekim 1926, Koçuşağı İsyanı
# 26 Mayıs 1927, Mutki İsyanı
# 13 Eylül 1927, 2. Ağrı İsyanı
# 7 Ekim 1927, Bıcar İsyanı
# 6 Temmuz 1929, İt Resul İsyanı
# 20 Eylül 1929, Tendürek İsyanı
# 26 Mayıs 1930, Savur İsyanı
# 20 Haziran 1930, Zilan İsyanı
# 21 Temmuz 1930, Oramar İsyanı
# 7 Eylül 1930, 3. Ağrı İsyanı
# 24 Ekim 1930, Pülümür İsyanı
# Eylül 1930, 2. Mahmut Berzenci İsyanı
# Kasım 1931, Şeyh Ahmed Barzani İsyanı
# Ocak 1937, 2. Sason İsyanı
# 21 Mart 1937, Dersim İsyanı
Bu isyanlarda pek çok canlara kıyılmış ve kürtler, Türk düşmanı olan devletlerle iş birliğine girmişlerdir. Mesela; Şeyh Sait ayaklanmasında İngilizlerle, kürtler iş birliği halindedir.
Bu isyan ve şiddet hareketlerinin pek çoğu kürtlerin barbarlığının ve Türk yurduna ve Oğuz-Türkmenlere olan husumetlerinin vesikasıdır! Yüzyıllarca Türkler tarafından din kardeşi görünen bu barbar, gayr-i medeni ve yeteneksiz iptidai fars kolunun bulundukları bölgelerde araştırma yapan bilim adamlarınca ilkel ve medeniyetsiz oldukları da sık sık zikredilmiştir.
PKK:
Günümüz Türkiye’sinde yaşanan ayrılıkçı kürt terör (PKK) hareketinin ilk acımasız yüzünü 1984 yılında Siirt-Eruh ve Şırnak-Şemdinli katliamlarıyla görürüz. Türk Milleti, aradan 30 yıla yakın zaman geçmesine rağmen hala kürt (PKK) terör belasıyla karşı karşıyadır!..
PKK; Abdullah Öcalan tarafından 1980 li yılların başında kurulmuş ayrılıkçı kürt terör örgütüdür. Amacı Türkiye’yi bölüp parçalamak, bağımsız Kürdistan kurmaktır. Örgüt Marksist-leninst felsefeyle (KGB istihbaratının desteğiyle) Suriye’de kurulmuştur, fakat günümüzde etnik-faşist bir kürt örgütü haline gelmiştir. PKK; murat karayılan, cemil bayık, fehman Hüseyin (Suriye uyruklu) kişilerin liderliğinde Türkiye’de silahlı eylemde bulunmaktadır.
PKK terör örgütünün başı cani Abdullah Öcalan Suriye’de ikamet ederken Türk Devletinin baskısıyla bu ülkeyi terk etmiştir. Kenya’da 1999 yılında yakalanıp İmralı ada hapishanesine konmuş bulunmakla beraber, kürt barbarları PKK hala saldırılarına devam etmektedir. Irak’ın kuzeyinde, İran sınırına yakın bir bölgede (Kandil Dağı) törör örgütü tarafından üs olarak kullanılmaktadır. PKK terör örgütü Ermenilerden de destek alarak 35 binden fazla vatandaşımızın canına kıymıştır. PKK’nın esas stratejisi Türk ordusunu yıpratmaya çalışarak, Türk halkının moralini bozmak ve Türkiye’nin doğu-güneydoğu coğrafyasında Kürdistan denilen piyon devleti kurmaktır. Kürdistan denilen sözde devletin kurulmasını İsrail stratejik anlamda çok istemekte ve desteklemektedir; iş bu sebepten dolayı Barzani (KDP lideri) denen peşmerge reisine karşı her türlü askeri ve lojistik desteği sağlamaktadırlar; Irak’ın şimalinde federe bir Kürdistan kurulmuştur. Barzani ayrıca PKK’ya sığıma ve barınma imkanı vererek bir taraftanda Kerkük’ün çoğunlukta olan Türkmen nüfus kimliğini peşmerge-kürt leyhine dönüştürerek tam manasıyla Türk düşmanlığı yapmaktadır. İsrail’in ana hedefi bölgede güçlü Türkiye’nin var olmasını engellemektir. Bu hedefte Ermeniler-israilliler-avrupalılar ve hatta araplar birleşirler. Suriye eski devlet başkanı hafiz esad’ın yıllarca pkk’ye destek verdiği bilinmektedir. Güçlü Türkiye demek aynı zamanda güçlü Azerbaycan demektir!..
Türkiye’de Kürtler rahatça yaşamaktadırlar; İstanbul-izmir-adana-mersin gibi büyük şehirlerde barınıp iş bulabilirler; ticaretle uğraşabilirler. Fakat bu şehirlerde huzuru ve emniyeti bozan yine Kürtlerdir. Pek çok gayr-i meşru işte Kürtlerin parmağı vardır; uyuşturucu, haraç, sigara ve kadın ticareti genellikle pkk ve Kürtlerce yapılır. Türk Milleti sabırlı ve hoş görülü olduğu için Kürtleri hala tepelememiştir; fakat Kürtler çok cocuk doğurmakta ve ciddi bir nüfus problemi oluşturmaktadırlar. Önümüzdeki 50 yıl içinde kürt nüfus artışının ciddi problem doğuracağı hakikattir. Türk Ordusunun pkk ve Kürtlere karşı verdiği mücadeleyi maalesef Türk siyaset adamları oy uğruna heba etmektedirler.
Hızla çoğalan kürt nüfusu en büyük tehlikedir; yüzyıl önce Osmanlı İmparatorluğunun başına bela olan Ermenilerin yerini şimdi Kürtler alacaktır. Yaşadığımız tecrübeler şunu göstermektedir ki; ayrılıkçı terörle mücadelede asker ve bürokrasi arasında tam bir uyum ve işbirliği sağlanmazsa başarısızlık kaçınılmazdır. Türklüğün bekası için devlet adamları gerekirse ordu desteğiyle Kürtleri tehcir etmeli ve boşalan yerlere ırak’ta bulunan Türkmen kardeşlerimiz getirilmelidir. Kürt tehlikesinden kurtulmanın yegane yolu savaşarak Kerkük’ü ele geçirmekten geçer. Karabağ’ımız Azerbaycan için ne ise; Kerkük’te Türkiye için odur!..
Murat Taşdan / Türkiye